Yeni Kayıt         Şifremi Unuttum!
İskenderun,iskenderun haber,hatay haberleri - Anasayfa
 
Yazı Boyutu : 12 punto14 punto16 punto18 punto

Sorun derinlerde, oysa yönetmen üstünü kazmada dağın


09 Haziran 2010 18:23
Son 'büyük' derbi de gösterdi ki, içimizde vaktiyle küllenmiş kalıntıların alevlenmesi için bir...

Toplum katmanlarımızda üzerine gidilmiş o kadar çok 'refleks' var ki, artık kaşınmasa da, onlar bir değer yargısı haline gelmiş durumda. Bu konuda, bir futbol maçında yaşananların son sıralarda yer alacağı uzunlukta 'sosyolojik vaka listesi'ne sahibiz. Aydın Bulut, ilk uzun metrajlı filminde, bu listenin en çok göze batan maddelerini bir senaryoda toplamaya çalışmış. Bunu yaparken de bilinçli bir şekilde, politik değil polisiye bir anlatımı tercih etmiş. Bulut, önce ateşi gösteriyor, sonra da seyirciyi 'Kıvılcımı kim çaktı?' sorusunun peşine düşürüyor.

Yönetmeninin 'kaybedenlerin hikâyesi' dediği 'Başka Semtin Çocukları', Gazi Mahallesi'nde geçiyor. Film boyunca ara ara gördüğümüz 'kahramanlıklarından' dolayı erken terhis olan Semih, askerden döndüğü gün, kardeşi Veysel'in cenazesiyle karşılaşır. Kardeşi, Sünni bir kızı sevmiştir. Tahmin edilebileceği gibi Veyseller, Alevi'dir ve başta kızın ağabeyi olmak üzere neredeyse herkes bu aşka karşıdır. Semih, kardeşinin katilini ararken biz de, çok başarılı bir 'mahalle' atmosferi eşliğinde, arada kalmış insan tiplerini, önyargıların duvar ördüğü bir dünyada filizlenen aşkı, şiddetin nasıl da çözümsüzlüğün çıkış yolu olduğunu izleriz. Hikâye şöyle de anlatılabilir: Alevi genç, Sünni kızı sever ve daha sonra öldürülür. Gencin ağabeyi de katili bulmaya çalışır.

Başta da söylediğimiz gibi, 'Kim yaptı?' sorusu üzerinden ilerleyen film, polisiye kurguya sığınarak kendini politizasyondan uzak tutmaya çalışıyor. 3 ödül aldığı, geçtiğimiz yılın Altın Portakal'ındaki tartışmaların önemli bir bölümü de buna dayanıyordu. Senaryoya da imza atan Bulut'un, Gazi Mahallesi'ne konuşlandırdığı hikâyeyi, o bölgenin 'siyaseten' sorunlu damarlarına akıtmasını beklemek gayet doğal. Film, bu damarlara uğramıyor da değil. Türkü bara sevdiği kadını görmeye gidip de Kürtçe şarkı söyleyenleri görünce PKK'yla özdeşleştirdiği için, 'Kürtlerin ne işi var burada?' diyen Gürdal, çocuk Alevi olduğu için kız kardeşinin aşkını onaylamayan bir ağabey tam da o damarlar üzerinde duran karakterler. Ancak hikâye; umutsuzluk, daha iyi bir hayat için uzaklara kaçma, kapana sıkılmışlıktan, arada kalmışlıktan kurtulma olgularına odaklanınca sadece Gazi Mahallesi'nin değil, tüm varoşların hikâyesi oluyor. Kimlik çatışmalarının yanına, aidiyet sorunları da ekleniyor. Aidiyetin korkutan yüzüyle ortaya çıkmanın varoşlardaki getirisi, şiddetin karanlık dehlizlerine götürüyor gençliği.

Çekimlerde 21 günlüğüne mesken tutulan mahallenin politikadan uzak yansıtılması, günümüz gençliğiyle iligili bir durum olabilir. 'Yırtma' derdinde olan gençlik, 'kurtuluş' yolunda politikayla değil, nefretle ilerliyor. Bu anlatım tercihi, yönetmene genelde Türkiye'de yaşanan, ama 'başka semtin' çocuklarında daha baskın bir şekilde hissedilen önyargıları başarılı bir şekilde yakalama fırsatı vermiş. Filmin başarı hanesine kaydedilebilecek bu durum, hikâye ilerledikçe, son yıllarda türeyen bir 'yerli yönetmen hastalığı'ndan dolayı dezavantaja da dönüşebiliyor. Öyküde ve -sonuna kadar- filmde başarılı olan Bulut da, Alevi meselesinden, Kürt 'sorunsalı'na, mafyatik şiddet eğilimlerinden kabuğunu kırıp 'yırtma hikâyesi'ne kadar pek çok 'arızalı' konuyu bir filmin bünyesine sıkıştırma hatasına düşmüş. Bütün bunların senaryoya yedirilmesi çok göze batmasa da, filmin çoğu kişide dizi havası uyandırmasına bir sebep olabilir. Televizyondan beyazperdeye geçen her yönetmenin karşılaşacağı sorularla, Ihlamurlar Altında ve Sultan Makamı gibi dizilerin yönetmeni Aydın Bulut da cebelleşecek anlaşılan.

Yeni Sinemacılar'dan kalma 'erkeksi' havanın yer yer hissedildiği filmin oyuncu kadrosu çok başarılı. Ödüllü Volga Soru başta olmak üzere Mehmet Ali Nuroğlu, İsmail Hacıoğlu, Bülent İnal, Ertan Saban, Eyşan Özhim, Serkan Keskin yan hikâyesi bol filmin taşıyıcıları olmuş. Son tahlilde, 'Hasret, külüngü vurduğum yerdir' diyen şairin ilhamıyla söylersek, film sorular sorarak 'sorun'ların etrafında geziniyor, ama külüngü doğru yere vurmuyor. Sorun derinlerde, oysa yönetmen üstünü kazmada dağın. ZAMAN

Kaynak: www.zaman.com.tr


Bu haber 3021 defa okundu.
<< Önceki || Sonraki >>
Yorum Ekle
Başlık:
Metin:
*Üye girişi yapılmadığından yorumlarınız "Misafir" rumuzu ile yayınlanır. Ücretsiz Üyelik için tıklayınız.
Tavsiye Et
Sayin okucuyumuz bu haberi istediğiniz kişiye gönderebilirsiniz.
*Kime:
*Kimden:
*Kisa Mesaj :
 
* İlgili yerleri boş bırakmayınız!
Yorum Yap
Tavsiye Et
Yazdır
Kaydet
Yorumlar ( 0 / 0 )
Diğer Kültür-Sanat Haberleri :
<<
>>
» Sitene Ekle  » Anasayfa Yap  » Sık Kullanılanlar  » RSS  » Site Haritası
gazeteolay © 2009-2009 Tüm haklari saklidir. İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayinlanamaz.